|
BAZI HASTALIKLAR VE SUYUN BU HASTALIKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Ağız Sağlığı ve Su
Su tüketimi yetersizliği, tükürük bezlerinin fonksiyonlarını
bozmaktadır. Özellikle yaşlı bireylerde iştahı etkilediğinden, bu konu daha da önem
taşımaktadır. Besin tüketimi zorlaşmakta ve beslenmeye bağlı sorunlar ortaya çıkmasına
zemin hazırlamaktadır. Tükürük salgısının azalması, diş sağlığını da olumsuz etkilemektedir.
Bağışıklık Sistemi ve Su
Bağışıklık sistemi beslenme (yetersiz kalori ve karbonhidrat
alımı, vitamin ve minerallerin eksikliği veya fazlalığı), uykusuzluk, şiddetli stres,
aşırı egzersizden olumsuz etkilenir. Sıvı tüketiminin yetersiz olması ani su kayıplarının
yerine konmaması da bu değişiklikleri uyaran en önemli faktörlerden birisidir. Bu
durumda kanda stres hormonları artar, solunum sisteminde özellikle burun ve tükürük
salgılarında koruyucu hücre sayılarının ve mikroorganizmaları öldürücü özelliklerinin
önemli düzeyde azaldığı gözlenmiştir.
Böbrek Taşları ve Su
Günümüzde toplumun yüzde 12 ila 15’inde böbrek taşı şikayetleriyle
karşılaşılmaktadır. Böbrek taşı oluşumunu etkileyebilecek risk faktörleri, yaş,
cinsiyet kalıtımsal özellikler, iş koşulları, coğrafi koşullar ve beslenme şeklidir.
Beslenme şekli içinde en etkili faktör sıvı alımının yetersizliğidir. Sıvı alımı
yetersiz olduğunda idrar miktarı azalır. İdrar miktarı düşük olan toplumlarda böbrek
şikayetleri daha çok görülmektedir. Çünkü yetersiz sıvı alındığında taş yapan maddelerin
idrardaki yoğunluğu artmaktadır. Günde 1 litreden daha az idrar yapan kişiler taş
riskinin arttığını bilmelidirler. Eğer sıvı tüketimi artırılarak idrar miktarı günde
2.5 litreye kadar çıkarılabilirse böbrek taşı şikayeti olan kişilerde ilaç kullanmaksızın
ve diyetlerinde başka bir değişiklik yapmaksızın yeniden taş oluşumu önlenebilmektedir.
Hipokrat, idrar yolunda taş şikayetlerinin azaltılması için hastalarına bol miktarda
su içmelerini önermiştir. Taş riski taşıyan kişiler her öğün, öğün araları ve yatmadan
önce en azından birer bardak su içmelidirler. İçilen toplam su miktarı kadar, su
tüketiminin tüm güne yayılmasının da önemli olduğu unutulmamalıdır. Taş şikayeti
olan kişiler sıcak havalarda ve yoğun egzersiz yaptıktan sonra sıvı ve su tüketimini
daha da artırmalıdırlar.
Ateşli Hastalıklar ve Su
İnsan, vücut sıcaklığını 37 C koruyacak pek çok mekanizmaya
sahiptir. Ancak ateşli hastalıklarda bu denge bozulur ve sıcaklık yükselir. 40 C’ın
üzerine çıkarsa enzimler tahrip olur, ölüm ortaya çıkabilir. 38 C’ın üzerindeki
her 1 C derecelik artış için en az 1-2 bardak daha fazla su içilmelidir. Çünkü vücuttan
buharlaşma ile su kaybı artmıştır. Suyun bolca içilmesi ateşin düşürülmesine ve
böbreklerden atık maddelerin rahatça atılmasına yardım eder. Bu nedenle ateşli hastalıklarda
sık aralıklarla ve sulu yiyecekler yenilmelidir. Su, komposto suları, çorba, meyve
suları su ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurlar. Çocuklar ateşin yan etkilerine
daha hassastırlar. Ateşli çocuklarda dehidrasyonun kolayca oluşacağı unutulmamalıdır.
Kanser ve Su
Toplumda tüketilen sıvı miktarı ile kanser görülme sıklığı arasında
doğrudan bir bağlantı olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. İsrail’de yapılan
bir çalışmada mesane, prostat, böbrek ve testis kanserli hastalar, sağlıklı kontrol
bireyleriyle karşılaştırıldığında çok daha az sıvı tükettikleri bulunmuştur. Hawaii’de
yapılan bir çalışmada mesane, böbrek ve idrar yolu kanser riskinin sıvı alımı özellikle
de su tüketimi ile ters ilişki gösterdiği bulunmuştur. Kadınlarda su tüketimi arttıkça
kolon kanseri görülme riski azalmaktadır. Günde 5 bardaktan daha fazla su içen kadınlarda
2 ve daha az su içen kadınlara göre kolon kanseri riskinin yüzde 45 daha düşük olduğu
görülmüştür. Suyun göğüs kanseri riski ile de önemli bir ilişkisi bulunmuştur. Su
içme alışkanlığı olan kadınlarda göğüs kanseri riskinin daha düşük olduğu belirlenmiştir.
Sıvı tüketiminin yetersiz oluşu, hücre içindeki suyun azalmasına yol açtığından
kanser etkisi yapabilecek maddelerin hücrelerden uzaklaştırılmasının zorlaşacağına
dikkat çekilmektedir
 |